“KÜLTÜR VE MEDENİYETİMİZE YÖN VERENLER”
Manevi Lider Şeyh Edebali
Bilge Kişiliği ve Eğitimi
Anadolu'nun ilk Ahi şeyhlerinden olan Şeyh Edebali, 1208 yılında Horasan'ın Merv şehrinde doğmuştur. Çok iyi bir eğitim almış, fıkıh ve İslami ilimler konusunda uzmanlaşmış büyük bir bilgindir. Şam'da eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu'ya gelerek insanların eğitimiyle ilgilenmiştir.
Osman Gazi ile İlişkisi
Şeyh Edebali, Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde Osman Gazi'ye fikirleriyle rehberlik etmiştir. Osman Gazi sık sık onun dergâhına gider, ona büyük saygı duyar ve nasihatlerini dinlerdi. Şeyh Edebali kızı Bala Hatun'u Osman Gazi ile evlendirmiştir.
Devletin "Manevi Kurucusu"
Osmanlı Devleti'nin sınırları kılıçla genişlerken, Şeyh Edebali nasihatleriyle bu devletin adalet ve hoşgörü temellerini atmıştır. Bu yüzden Şeyh Edebali, Osmanlı Devleti'nin "manevi kurucusu" olarak kabul edilir.
Tarihe Kazınan Öğütleri
Ahi teşkilatının da başındaki isimlerden olan Edebali'nin, Osman Gazi'ye devlet yönetimi konusunda verdiği "Ey oğul!" diye başlayan nasihati çok ünlüdür. Bu tarihi vasiyetten bazı örnekler şunlardır:
Bilecik Yılları ve Tarihi Önemi
Şeyh Edebali, Bilecik fethedildikten sonra buraya yerleşmiş, konargöçer Kayı aşiretinin yerleşik hayata geçmesini sağlamış ve Bilecik'teki ilk Osmanlı kadısı (hakimi) olmuştur. Hayatının sonuna kadar burada yaşamış olup, bugün türbesi Bilecik'te bulunan önemli bir ziyaretgâhtır.
Sıra Sende: Açık Uçlu Sorular
Evrenin Sırlarını Çözen Bilgin "Biruni"
Bilgiye Adanmış Bir Hayat
Asıl adı Ebu Reyhan el-Biruni olan büyük bilgin, 973 yılında Harezm bölgesinde (bugünkü Özbekistan sınırları içinde) doğmuştur. Küçüklüğünden itibaren gökyüzüne, doğaya ve bilime büyük bir merak duymuş; astronomi, matematik, tıp, coğrafya ve tarih gibi birçok farklı alanda kendini geliştirmiştir. Çok yönlü bir bilim insanı olduğu için ona "Hezarfen" (çok şey bilen, bin fenli) denmiştir.
"Sarayımın En Değerli Hazinesi"
Biruni, yaşadığı dönemin en büyük Türk-İslam devletlerinden biri olan Gazneliler zamanında büyük destek görmüştür. Dönemin hükümdarı Sultan Gazneli Mahmut, bilime ve alimlere o kadar çok değer veriyordu ki, Biruni'yi sarayında ağırlamış ve onun için tarihe geçen şu meşhur sözü söylemiştir:
Dünya'nın Dönüşü ve Uzay
Biruni'nin en şaşırtıcı çalışmaları astronomi (gökbilim) alanındadır. Avrupalı bilim insanlarından (Kopernik ve Galileo gibi isimlerden) yüzlerce yıl önce, Dünya'nın yuvarlak olduğunu ve kendi ekseni etrafında döndüğünü savunmuştur. Ayrıca Dünya'nın çevresini ve yarıçapını bugünkü modern teknolojiyle yapılan ölçümlere çok yakın bir şekilde, büyük bir başarıyla hesaplamıştır.
Tarihe Bıraktığı Miras
Ömrü boyunca 140'tan fazla eser yazan Biruni; Türkçe, Arapça, Farsça, İbranice ve Hintçe gibi birçok dili çok iyi okuyup yazabiliyordu. Yaşadığı dönemde bilime yaptığı devasa katkılardan dolayı, bilim tarihçileri onun yaşadığı yüzyıla haklı bir gururla "Biruni Çağı" adını vermişlerdir.
Sıra Sende: Açık Uçlu Sorular
"İkinci Öğretmen" Farabi
Doğumu ve Eğitim Hayatı
Asıl adı Muhammed olan büyük düşünür, 870 yılında Türkistan'ın Farab şehrinde doğmuştur. İsmindeki "Farabi", Farab şehrinden gelen adam anlamındadır. Çok zeki ve meraklı bir çocuk olan Farabi, eğitim için Bağdat'a gitmiş ve burada dönemin en ünlü alimlerinden dersler almıştır. Arapça ve Farsçanın yanı sıra pek çok yabancı dili de öğrenmiştir.
Muallim-i Sani (İkinci Öğretmen) Unvanı
Farabi felsefe, mantık, matematik ve müzik alanlarında sayısız eser vermiştir. Antik Yunan düşünürü Aristoteles'in (Aristo) eserlerini çok iyi incelemiş, anlaşılmayan yerlerini açıklayarak insanlara öğretmiştir. Dünyada "Birinci Öğretmen" olarak bilinen Aristo'dan sonra, bilim dünyasına yaptığı bu büyük katkılardan dolayı Farabi'ye tarihte şu meşhur unvan verilmiştir:
Erdemli Şehir (El-Medinetü'l Fazıla)
Farabi'nin en ünlü eserlerinden biri "Erdemli Şehir" anlamına gelen kitabıdır. Farabi bu eserinde hayalindeki ideal toplumu anlatır. Ona göre bir devletin asıl amacı insanların mutlu olmasını sağlamaktır. Erdemli Şehir'de yaşayan insanlar birbirine yardım eder, adaletli davranır ve yalan söylemezler. Cehalet ve kötülük bu şehirde barınamaz.
Müziğe ve Bilime Katkıları
Farabi sadece kitap okuyan bir felsefeci değil, aynı zamanda harika bir müzisyendir. Türk müziğinde çok sevilen "Kanun" adlı çalgıyı icat ettiği (veya geliştirdiği) bilinmektedir. Müziğin insanların ruh sağlığını ve hastalıklarını tedavi etmede kullanılabileceğini savunmuştur. Ayrıca tarihte ilk defa bilimleri sınıflandırmış (fizik, matematik, mantık vb. diyerek gruplara ayırmış) ve öğrenmeyi kolaylaştırmıştır.
Sıra Sende: Açık Uçlu Sorular
Hoşgörü ve Sevgi Elçisi "Hacı Bektaş Veli"
Horasan'dan Anadolu'ya Bir Gönül Eri
Büyük Türk mutasavvıfı ve düşünürü Hacı Bektaş Veli, 1209 yılında Horasan'ın Nişabur şehrinde doğmuştur. Kapsamlı bir eğitim sürecinin ardından Anadolu'ya yönelmiş; Nevşehir'in Sulucakarahöyük (bugünkü adıyla Hacıbektaş) ilçesine yerleşerek insanları eğiteceği dergâhını kurmuştur.
İnsan Sevgisi ve Hoşgörü Felsefesi
Hacı Bektaş Veli'nin öğretisinin temeli "insan sevgisi" ve "hoşgörü"dür. İnsanları dili, dini veya ırkı ne olursa olsun birbirinden ayırmamış, herkese eşit davranmıştır. Onun dergâhında kimse kimseyi incitmezdi. Bu düşüncesini şu meşhur sözüyle özetlemiştir:
Birlik ve Beraberlik Çağrısı
Anadolu'nun o dönemde Moğol istilaları yüzünden zor günler geçirdiği bir zamanda, Hacı Bektaş Veli insanlara umut olmuş ve onları bir arada tutmaya çalışmıştır. Toplumun huzuru ve barışı için dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu şu altın öğütle dile getirmiştir:
En Önemli Eseri ve Öğrencileri
Hacı Bektaş Veli'nin yazdığı eserler arasında en çok bilineni ve en önemlisi "Makâlât" adlı kitabıdır. O, dergâhında yetiştirdiği yüzlerce öğrenciyi (erenleri) Anadolu'nun ve Balkanlar'ın dört bir yanına göndermiştir. Bu öğrenciler gittikleri yerlerde Türklüğü, İslamiyet'i, doğruluğu ve ahlakı yayarak o bölgelerin manevi yönden gelişmesini sağlamışlardır.
Sıra Sende: Açık Uçlu Sorular
Matematiğin ve Cebirin Babası "Harezmi"
Bilimin Merkezine Yolculuk
Tam adı Muhammed bin Musa el-Harezmi olan büyük matematik ve astronomi bilgini, 780 yılı civarında bugünkü Özbekistan sınırları içinde kalan Harezm bölgesinde doğmuştur. Bilime olan büyük merakı onu dönemin en büyük bilim ve kültür merkezi olan Bağdat'a götürmüştür.
Beyt'ül Hikme (Bilgelik Evi)
Bağdat'taki Abbasi Halifesi, bilime ve alimlere çok büyük değer veriyordu. Harezmi'nin zekâsını fark edince onu o dönem dünyanın en büyük kütüphanesi ve araştırma merkezi olan Beyt'ül Hikme'ye (Bilgelik Evi) yönetici olarak atadı. Harezmi burada devasa bir gözlemevi kurarak yıldızları ve gezegenleri incelemiş, coğrafya alanında haritalar çizmiştir.
İnsanlığa En Büyük Armağanı: "Sıfır"
Harezmi'nin bilim dünyasına yaptığı en büyük katkı, Hint rakamlarını inceleyerek matematiğe "Sıfır (0)" rakamını kazandırmasıdır. Sıfır olmadan büyük sayıları yazmak ve matematiksel işlemler yapmak neredeyse imkânsızdı. Harezmi'nin bu buluşu sayesinde matematik bugünkü modern haline ulaşabilmiştir.
Cebirin Kurucusu ve "Algoritma"
Harezmi aynı zamanda matematikte harflerin ve bilinmeyenlerin kullanıldığı "Cebir" biliminin de kurucusudur (babasıdır). Yazdığı ilk matematik kitabının adındaki "El-Cebir" kelimesi, bugün tüm dünyada "Algebra" (Cebir) olarak kullanılmaktadır. Ayrıca modern bilgisayarların, telefonların ve yapay zekânın çalışma mantığını oluşturan kodlama sistemine "Algoritma" denir. Bu kelime, Avrupalıların "Harezmi" ismini telaffuz etme şeklinden (Al-Khwarizmi) ortaya çıkmıştır!
Sıra Sende: Açık Uçlu Sorular
"Pîr-i Türkistan" Hoca Ahmet Yesevi
Türkistan'dan Doğan Işık
İlk büyük Türk mutasavvıfı (tasavvuf bilgini) olan Hoca Ahmet Yesevi, 1093 yılında bugünkü Kazakistan sınırları içinde yer alan Sayram kasabasında doğmuştur. Eğitimini tamamladıktan sonra Yesi şehrine yerleşmiş ve etrafına toplanan binlerce öğrenciye doğru yolu göstermiştir. Bu yüzden kendisine Türkistan'ın pîri (büyüğü, ustası) anlamında "Pîr-i Türkistan" unvanı verilmiştir.
En Ünlü Eseri: Divan-ı Hikmet
Ahmet Yesevi, İslam dininin kurallarını, güzel ahlakı, cennet ve cehennemi insanlara anlatmak için "Hikmet" adını verdiği şiirler yazmıştır. Bu şiirlerin toplandığı çok değerli kitabının adı ise şudur:
Güzel Türkçemizin Koruyucusu
O dönemde bilim ve edebiyat dili olarak genellikle Arapça ve Farsça kullanılıyordu. Ancak Hoca Ahmet Yesevi, halkın İslamiyet'i daha kolay öğrenip anlayabilmesi için şiirlerini ve öğütlerini sade bir Türkçe ile yazmıştır. Onun bu kararı, hem İslam'ın Türkler arasında hızla yayılmasını sağlamış hem de Türk dilinin unutulmasını engelleyerek edebiyatımıza büyük katkı sunmuştur.
Alperenler (Horasan Erenleri) ve Anadolu
Ahmet Yesevi, yetiştirdiği binlerce öğrenciyi (dervişi) Anadolu'ya ve Balkanlar'a göndermiştir. "Alperenler" veya "Horasan Erenleri" adı verilen bu öğrenciler, gittikleri yerlere sevgi, kardeşlik ve hoşgörü tohumları ekmişlerdir. Böylece henüz Türklerin eline tam olarak geçmemiş olan Anadolu'nun kapılarını manevi olarak açmışlar, Anadolu'nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamışlardır.